4/B SINIFI WEB SİTESİ

SINIFIMIZA HOŞ GELDİNİZ! NESRİN ERYILMAZ

BU YIL ARAMIZA KATILAN ,GELDİĞİ GÜNDEN BU GÜNE KADAR TÜM GEZİLERİMİZDE SINIFIZA VERDİĞİ DESTEKLERİNDEN ,FEDAKARLIKLARINDAN YARDIMLARINDAN DOLAYI DERİN ATİLA KIZIMIZA VE ANNESİ ÖZLEM HANIMA ,AİLESİNE TEŞEKKÜR EDERİM. .
24.05.2015
ANNELER GÜNÜMÜ KUTLAYAN ,TÜM ÖĞRENCİLERİME VELİLERİME ÇOK TEŞEKKÜR EDER , ANNELER GÜNÜNÜ KUTLAR HER GÜNLERİNİN GÜZEL VE HUZURLU OLMASINI DİLERİM.
10.05.2015
29.04.2015
TÖRENDE YAPTIĞI KONUŞMA, DURUŞU VE SELAMI TAM BİR TÜRK KIZINA YAKIŞAN DAVRANIŞI GURUR VERİCİYDİ.
27.04.2015
26.04.2015
25.04.2015
23 NİSAN GECEMİZDE, ARCADİUM GÖSTERİLERİNDE OKUDUĞU ŞİİRLE, ANITKABİRDE Kİ TÖENLERDE DURUŞUYLA HERKESİ BÜYÜLEDİN SENİ KUTLUYORUM DERİN SENİNLE GURUR DUYUYORUM .CANIM KIZIM
25.04.2015
SABAH OKULUMUZDA ,SAAT İKİDE ARCADİUM DAKİ GÖSTERİLERİMİZ VE AKŞAM SAAT 19.00 DA BAŞLAYAN TİYATRO GÖSTERİLERİMİZ, OYUNLARIMIZ HARİKAYDI .
25.04.2015
BEN ATATÜRK OLSAYDIM NE YAPARDIM .....
15.04.2015
Hayal Kur ve Boya’ temalı ödüllü Resim Yarışması’nda ilçemizde dereceye giren öğrenciler 2015 yılında ilimizde kutlanacak olan 23. Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı programı kapsamında Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından İlk ve Ortaokul öğrencileri arasında düzenlenen ‘Hayal Kur ve Boya’ temalı ödüllü Resim Yarışması’nda ilçemizde dereceye giren öğrenciler aşağıda belirtilmiştir. 4,5,6. Sınıflar Kategorisi: Üçüncü: Yağmur ÜNSAL(4/B)-Fevzi Özbey Ortaokulu
27.03.2015
 1  ...

BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK
Yazı devriminden sonra(1928),Atatürk'ün kara tahta başındaki resmi görülünce, O'na "başöğretmen" denilmeye başlanmıştı.Aslında,adlandırmada geç kalınmıştı.
Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonra,bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:
-Yurdu kurtardınız.Şimdi ne yapmak istrerdiniz?
Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti:
-Milli Eğitim Bakanı olarak Türk Kültürünü Yükseltmeye çalışmak,en büyük amacımdır.
Ondan sonra Atatürk nerede görünse,mutlaka orada bir okula girer,öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu.
Birgün Atatürk'ün yolu köy okuluna düştü.Tek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders veriyordu.
Atatürk sınıfa girince,öğretmen kürsüsünü terk etti.
Atatürk:
-Hayır,yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz,dedi.Eğer izin verirseniz,bizde sizden faydalanmak isteriz.Sınıfa girdiği zaman,Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir. 

    

 

"Devler gibi eserler vermek için karıncalar gibi çalışmak lazım." 

BU GELEN BANDIRMA VAPURU

Tekmil Anadolu ayakta,
Bu gelen Bandırma vapuru.
Mustafa Kemâl'in bakışı
Göklerden duru.
Boz kalpağın hele bir çıkarsın Mustafa Kemâl
Altın saçları pırıl pırıl uçuşur rüzgarda.
Mustafa Kemâl'in elbisesi
Rütbesiz, nişansız...
Ve avuçlarında
Kaderi yazılmış Türkiye'nin.
Karadeniz sereserpe uzanmış önünde
Bandırma vapuru yavaş yavaş yol alır,
Gazi Anadolu divan kurmuş bekleşir
Mustafa Kemâl geliyor.
Vapur yaklaşır, yaklaşır;
Secde eder dağlar taşlar.
Selam verir Gazi Anadolu'm;
Bandırma vapurunun içinde.
Güneşten süt emmiş
Bir sarışın kahraman var.
Mustafa Kemâl, ölümsüz kahraman,
Sen Samsun'a ayak bastığın an,
Al bir bayrak gibi açılıp rüzgarınla,
Dalgalandı vatan.

Özker YAŞIN

ATATÜRK'ÜN İDEALİNDEKİ GENÇLİK

Atatürk'ün en büyük hedefi çok büyük emeklerle kurulan Yüce Türkiye Cumhuriyeti'nin güçlü ve gelişmiş demokratik ülkeler topluluğuna girmesi ve bu entegrasyon sürecinin çok hızlı ve başarılı olmasıydı. Türk Milleti'nin bu süreci hızlandırmasının birinci koşulu ise Batı'nın medeniyetini alırken, milli birlik ve beraberliğini her şeyin üzerinde tutması, milliyetçi karakterini ana esas olarak belirlemesi, çağdaş bir yapıyı ivedilikle oluşturmasıydı.

İşte bu nedenle Atatürk, Cumhuriyet'i emanet ettiği Türk gencinin, milli birlik ve beraberliğini her şeyin üzerinde tutan vatanperver, cesur, ülkesi için canını seve seve veren,  güzel ahlaki vasıfları hayatının her aşamasına yerleştirmiş olmasını istiyor, bunun için karşısına çıkacak her engeli bizzat ortadan kaldırıyordu.

Aşağıda sıralanan maddeler, Atatürk'ün hedeflediği milliyetçi, ülkesinin sorunlarını gayet iyi bilen ve bunlara çözüm üretebilen, demokrat, kendini iyiye ve doğruya adamış, milleti ve devleti için yaşayan bir gençliğin müjdesini vermektedir.

 Gerçek bir Türk Milliyetçisi Olmalıdır.
 Milli Kültüre Önem Vermelidir.
 Millete güven vermelidir.
 Milli terbiyeye sahip olmalıdır.
 Atatürk'ü iyi anlamış olmalıdır.
 Atatürk'ün yolunda ilerlemeli ve onun bıraktığı görevi tamamlamalıdır.
 Ecdadını örnek almalıdır.
 Bağımsızlığından ödün vermemelidir.
 Demokrasiye inanmalıdır.
 İstikrarlı, kararlı ve azimli olmalıdır.
 Sorumluluk sahibi olmalı, hizmete talip olmalıdır.
 Cesur olmalıdır.
 Zorluklardan Yılmamalıdır.
 Çalışkan ve disiplinli olmalıdır.
 Dürüst olmalıdır.
 Adaletli olmalıdır.
 Vicdan ve fikir hürriyetinden yana olmalıdır.
 Akılcı hareket etmelidir.
 İleri görüşlü ve tedbirli olmalıdır.
 İlerici olmalı ve ilerlemede sınır tanımamalıdır.
 Çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmak için çalışmalıdır.
 Aile kurumuna önem vermelidir.
 Gelişen bilim ve teknolojinin takipçisi olmalıdır.
 Türk Ordusunu gözbebeği gibi korumalıdır.
 Güzel ahlaklı olmalı, manevi değerlere sahip çıkmalıdır.
 Hoşgörülü olmalıdır.
 Eğitime önem vermelidir.
 Sanata önem vermelidir.
 Spora önem vermelidir.

CUMHURİYET ÇOCUKLARIYIZ BİZ!! 

Cumhuriyet çiçekleriyiz biz
Tohumumuz çalışmak
Yaprağımız gelişmek
Cumhuriyet çiçekleriyiz biz.

Cumhuriyet kitaplarıyız biz
İlim irfan doluyuz
Uygarlıklar yoluyuz
Cumhuriyet kitaplarıyız biz.

Cumhuriyet çocuklarıyız biz
Atatürk’ü severiz
Yolunda ilerleriz
Cumhuriyet çocuklarıyız biz.;)

 HÜRRİYET BAYRAMIMIZ  

Bugün tarih boyunca hür yaşamış bir millet,
Üstüne çökse dünya, hürriyet ister elbet!
İnsan için hürriyet, ekmek gibi, su gibi,
Hürriyetsiz sürünmek, ölüm uykusu gibi...
Üç kıtada sayısız devlet kurmuş Türklere,
Sömürge halkı gibi kim bakacak boş yere?
Türk'ü sömürge halkı gibi esir yaşatmak,
İnsan arslanı demir gibi bir kafeste kuşatmak,
Çaresiz ve tedbirsiz kalmış olsa da yine
Bunu Türk'e hoş görmek, yapmak kimin haddine?
Türk nasıl gündüz gözü geceye sapabilir?
Ne sultan yapabilir, ne düşman yapabilir?
Birinci Cihan Harbi, çullanmış bütün cihan:
Türklük için en çetin, en karanlık bir zaman...
Atatürk başa geçip silkinince ansızın,
Türklük hakkından gelmiş bin türlü imansızın,
Hür yaşamak azmini görürüz insanda biz,
Göğsümüz kabararak 23 Nisan'da biz.

BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR 

 10-16 KASIM ATATÜRK HAFTASI  

         Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.  

  

Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben, milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım! Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından tanıyanlarca bu aşkım bilinir. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın yerleşmesi ve yaşaması, mutlaka o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasına bağlıdır. Ben şahsen, bu saydığım özelliklere çok ehemmiyet veririm ve bu özelliklerin kendimde varlığını iddia edebilmek için milletimin de aynı özellikleri taşımasını şart ve esas bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evlâdı kalmalıyım! Bu sebeple millî bağımsızlık, bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri gerektirdiği takdirde insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet gereğinden olan dostluk ve siyaset münasebetlerini, büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletinde bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım.

     

ATATÜRK İLKELERİ:

Atatürk ilkeleri, altı ana başlık altında toplanabilir:
Cumhuriyetçilik:

       Atatürk devrimleri siyasi nitelik taşır. Çok uluslu bir
İmparatorluktan ulus devlete geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece
modern Türkiye'nin ulusal kimliği oluşturulmuştur. Bu kimliğin oluşmasında, kul nitelikli insanların yurttaş-birey niteliği kazanması önemli bir noktadır. Atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendi kendisini idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyet’te görmüştür.
Halkçılık:
       Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi
ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Başta İsviçre Medeni Kanunu
olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konulmasıyla birlikte
kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934
yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır.
Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler
olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan
çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf
farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin,
sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul
etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade
edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri,
halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki
sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur.

Laiklik:
      Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına
gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması
anlamını taşır. Laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız
olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir.
Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri
ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi
akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir.

Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır.
Devrimcilik:
      Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimciliktir. Bu ilkenin anlamı
Türkiye'nin devrimler yaparak geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlarla değiştirmiş olmasıdır.
Geleneksel kavramların bir kenara itilip modern kavramların benimsenmesi demektir.
Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınıp kabul edilmelerinin çok ötesine geçmiştir.

Milliyetçilik:

      Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu milliyetçilik
ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir.

    Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir;
yalnızca anti - emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine,
gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik
     Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.
Devletçilik:
      Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin
bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı
olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.

UMHURİYET

Genç, ihtiyar, kadın, kız,
İşte sokaklardayız.
Başımızda ay yıldız
Seninle Cumhuriyet.

Kurtuluş Savaşı’nın
Bize armağanısın.
İnsanım aydınlansın,
Seninle Cumhuriyet.

Sen özgürlük yolusun,
Güzellikler dolusun.
Yolum doğruluk olsun,
Seninle Cumhuriyet.

Atatürk önderimiz,
Işıklı izindeyiz.
Mutluyuz, sevinçliyiz,
Seninle Cumhuriyet. 

ATATÜRK "İKİ KURUŞ ELİME GEÇİNCE BUNUN BİR KURUŞUNU KİTABA YATIRIRDIM.."
Atatürk’ün hizmetinde bulunan Cemal Granada Atatürk’le Vasıf Çınar arasında geçen konuşmayı anlatırken ondaki okuma alışkanlığını çocuk yaşlarında kazandığını belirtir..
Boş zamanlarında Atatürk’ün elinden tarihle ilgili kitapların düşmediğini hatırlarım.Bir gün yine Atatürk tarihle ilgili kalın bir kitap okuyordu.
Öylesine dalmıştı ki çevresini görecek hali yoktu..Bir sürü yurt meselesi dururken devlet başkanının kendini tarihe vermesi vasıf çınarın canını sıkmış olmalı ki Atatürk’e şöyle dediğini duydum.
Paşam tarihle uğraşıp kafanı yorma.19 Mayıs’ta kitap okuyarak mı Samsun'a çıktın..
Atatürk Vasıf Çınarı'n bu samimi yakınmasına gülümseyerek şöyle karşılık verir;
Ben çocukken fakirdim iki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim,eğer böyle olmasaydım bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım… 

Okumak insanın kişisel gelişimini sağlayan önemli etkenlerden biridir. İnsanın düşünce yapısını, hayal dünyasını geliştirir; sözcük dağarcığını arttırır, insana bilgi ve birikim kazandırır.

Kitaplar sayesinde bazen uçan bir halıya biner, bilmediğimiz diyarlara yolculuk ederiz; yeni arkadaşlıklar kurar, bazen hüzünlerimizi bazen neşemizi bu yeni arkadaşlarla paylaşır, hiç tanımadığımız evlere misafir oluruz. Tarihin sayfalarında koşar adım dolaşır; destanlara, trajedilere tanıklık ederiz. Geçmişin elem verici olaylarını değiştirmeye gücümüz yetmese de geleceğimizi kitaplardan edindiğimiz tecrübelerle inşa ederiz.
 

Türk toplumu dünya üzerinde iyi, güzel bir yer edinmek istiyorsa, okumak, düşünmek ve buna bağlı olarak tartışmak, sorgulamak ve eleştirmek ve bilim üretmek zorundadır. 

Karanlığın ürkütücülüğünden, ayazından kurtulup aydınlığın içini serinleten sahillerinde yürümek istiyorsan okumalısın. 

  

SEVGİLİ    ÇOCUKLAR,  

HER  GÜN AKŞAMLARI AİLECE OKUMA SAATİ  UYGULAYALIM.  

SÜRE:20 DAKİKA HAYDİ !!!   OKUMAYA BAŞLAYALIM.  

     

Fevzi Özbey İlköğretim Okulu Rehberlik Servisinin anne-babalara önerileri...

• Çocuğunuza ona değer verdiğinizi hissettiriniz.  

• Onu bir bebekmiş gibi sevin, bir yetişkinmiş gibi davranınız. 

• Onu kesinlikle hiç kimse ile kıyaslamayınız, onun ayrı bir birey olduğunu unutmayınız. 

• Başkalarının yanında cezalandırmayın, geri bildirim verip, davranışını analiz etmesini ve bu konuda sorumluluk almasını sağlayın. Kesinlikle fiziksel ve duygusal şiddet uygulamayınız. 

• Çocuğunuzu iyi tanımaya çalışın. Kapasitesinin üstünde performans göstermeye zorlamayınız. Her zaman çıtayı çocuğunuzun ulaşabileceği, sadece bir üst seviyeye koyunuz. 

• Çocuklarınızın her birine günde en az 10 dakika özel zaman ayırın. Ayrı ayrı ayırdığınız bu süre içinde çocuğun boy hizasında olacak şekilde göz teması kurarak,(çocuk ve ebeveyn) her iki tarafında duygusal doyum alacağı bir etkinlik yapın. 

• Çocuğunuz ailenizin önemli bir üyesidir. Alacağınız kararlarda onun da fikrini alınız. 

• Çocuğunuzun beğendiğiniz, takdir ettiğiniz yön ve özelliklerini ona ifade ediniz. Yerine yakışan övgü, sevgi ve cesaret insanı her yaşta iyi besleyen besinlerdir. 

• Çocuklarla ve gençlerle yapılan konuşma ve tartışmaları, onları korkutarak veya yıldırarak kesmeyiniz. 

• Yaptırımlarınızda ve ödüllerinizde onun kişiliğini değil, davranışını hedef alın 

Her davranışın " bir sebebi , " bir amacı" vardır. Birey her davranışını bedensel, ruhsal ve sosyal yaşamında bir denge sağlamak için yapar. Çocuğunuzda görülen olumsuz davranışların, başarısızlıkların da bir sebebi vardır. Bu sebeplerin ortadan kalkmasında anne baba birlikte hareket etmeli, birbirinin görüşlerine saygı göstermelidir.    

***Bilgisayarda çok fazla kalmayalım.Araştırma ve yazma işlerimiz için kullanalım.Derslerimizi aksatmasına izin vermeyelim. 

*TÜRKÇEMİZE SAHİP ÇIKALIM * FİKİRLERİMİZİ SÖYLEYELİM

    * PATLAŞMAYI SEVELİM * DOSTLUĞU SAVUNALIM

*HER ŞEYE RAĞMEN GÜLMEYİ BİLELİM * HOŞ GÖRÜLÜ OLALIM

*KURALLARA UYALIM *EMEĞE SAGI DUYALIM !. … ANLAŞTIK  MI?

Üç varlık var varlıkların içinde,        Biri karanlığa doğan güneştir. 
  Okul ile çocuk, birde öğretmen.       Birinin değeri altınla eştir.
    Her üçü de güzel aynı biçimde,         Biri temellere atılan taştır.
      Okul ile çocuk, birde öğretmen.        Okul ile çocuk, birde öğretmen. 
                                                                                    Enver Gürkan

  

HAYATA BAKIŞ

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına "Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor." demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş. Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış "Bak" demiş kocasına "Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?"
"Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim." diye cevap vermiş kocası.

Hayatta da böyle değil midir ? Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır. Birini eleştirmeden ve hemen yargılamaya başlamadan önce zihin durumumuza bakmak ve "iyi" olanı görmeye hazır olup olmadığımızı farketmek güzel bir fikir olabilir...

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam519
Toplam Ziyaret579678
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.85643.8718
Euro4.54804.5662
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° 10° 5°
Saat
g00gle